Yerel Haberler

Prof. Dr. Ali Osmay Güre Baba ve Teoman Güre Halifebaba Kimdir?

Prof. Dr. Ali Osmay Güre Baba ve Teoman Güre Halifebaba Kimdir?

Prof. Dr. Ali Osmay Güre'nin Eğitimi ve Akademik Kariyeri

Ali Osmay Güre, 1988 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki lisans eğitimini tamamlamasının ardından, 1988-1995 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Cornell Üniversitesi'nde  immunoloji (bağışıklık bilimi) alanında doktora yapmıştır. Doktorasının ardından 1995-2006 yılları arasında yine Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Memorial Sloan Kettering kanser merkezinde araştırma görevlisi olarak çalışmıştır. Yine bu süre içinde 2000-2006 yılları arasında Ludwig Institute For kanser araştırma merkezinde yardımcı doçentlik görevini yürütmüştür. 2006 yılında Türkiye'ye tekrar dönen Ali Osmay Güre, 2006 yılından 2020 yılına kadar Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünde öğretim üyeliği ve ana bilim dalı başkanlığını yürüttü. 2020 yılında Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü  Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalında görev yapmaya başlayan Prof. Dr. Ali Osmay Güre halen buradaki görevini sürdürmekte. Prof. Dr. Ali Osmay Güre, görev yaptığı yıllar içinde çok sayıda ulusal ve uluslararası akademik makale, TUBİTAK projesi ve araştırmaya imza attı.

Ali Osmay Güre Baba ve Teoman Güre Halifebaba Hakkında Merak Edilenler ve Bektaşi Kimlikleri

Ali Osmay Güre,  Teoman Güre Halifebaba'nın oğludur. Konuyu daha iyi anlayabilmek için 1985 yılında Hacıbektaş-Hanbağı mevkiinde bir arazi alan ve oraya bir dergah kuran Teoman Güre Halifebaba'dan söz edelim.

Teoman Güre Halifebaba, Alevi Bektaşi aydını ve inanç önderlerinden Turgut Koca'dan etkilenerek yola girer ve nasip alıp 1985 yılında derviş olur. Zaman içerisinde baba ardından da 1992 yılında Halifebaba mertebesine yükselir. NOT: BEKTAŞİLİKTE MERTEBELER (AŞIK-MUHİP-CAN-DERVİŞ-BABA-HALİFEBABA-DEDEBABA) 1997 yılında dönemin Dedebaba'sı Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba'nın Hakk'a yürümesinin ardından, Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan 7 Halifebaba yeni Dedebabayı seçmek için 12 Aralık 1997'de İzmir'de bir araya gelirler. (Ali Haydar Ercan-Halil Tiryaki- Mustafa Eke-Teoman Güre-Ali Sümer-Hasan Asuman-Ali Hasan Doğan) Yapılan seçim sonucunda Ali Haydar Ercan 3 oy olarak yeni Dedebaba seçilir.

12.12.1997 Tarihli Dedebaba Seçimi Videosu

Bir süre sonra yaşanan anlaşmazlık sonucu Halifebaba'lardan bazıları Ali Haydar Ercan'ın Dedebaba'lığını kabul etmez, seçimin usulüne uygun yapılmadığını dile getirir. Bu olayı Teoman Güre Halifebaba, Ayhan Aydın'a vermiş olduğu röportajda şöyle anlatıyor;

Bunda gizli bir şey yok. Dede baba sırlandıktan sonra (sırlanmak, gömülmektir.), bütün dede babaların daha önceden çıkarmış olduğu halife babalar var. Hepimiz toplanıp, dede babayı tespit edecektik. Bu yapılamadı. Yılların verdiği bir durgunluk, bir acemilik ve iyi niyetten kaynaklanan hassasiyetle Halife Babalar dağıldı. Dede baba adaylarından biri Trakya’da, biri İstanbul’da, biri Ankara’da, öbürü İzmir’de; bir araya getirilemiyor. Neticede organizasyon yapıldı, bir araya getirildi. Gelinemiyor derken, mazeret olarak söylemiyorum, bir beceriksizlik oldu, bir atalet geldi. 7 halife baba, 7 uyurlar gibi oldu. Bu tâbiri aynen kullanabilirsin. Sonra seçime geçildi. İzmir’de toplandık. Seçim; kimimize göre şartlara uygun yapıldı, kimimize göre yapılmadı. Şimdi 7 kişi var ve usulün şöyle olması lazım; kimse kendine oy veremez. Oy verilir, sayım yapılır. Diyelim 7 kişiden birinde 4’ünde oy var, 3’ü muhalif. Tıpkı Papa seçiminde olduğu gibi, halife babalar salınmaz, bir gün, üç gün, beş gün orada kalırlar ve halife babalardan birine altı tane oy çıkar. Bu, şu demek oluyor; “Biz, sizi bu göreve tâyin ettik.” Kendiside oy veremediği için, ittifakla bir kişiye altı oy çıkacak. 6 oy çıktıktan sonra, artık o kişi, “Sizin tâyininizi kabul ediyorum” manâsında, o da kendine oy verecektir ve dolayısıyla 7 oy alacaktır.  7 adayın o kişi dede baba seçilmiş olacaktır. Zabıtları tutulur, seremonileri vardır, okunacak ayet-i kelimeler vardır, sembolik hareketler vardır, biat merasimi vardır. Biat merasiminde, dede baba seçilen. Bütün o seçimi takip için gelmiş olan insanlardan önce, halife babalar, arkadan dede baba gelir. Halife babalar,  herkesin önünde dede babaya biat ederler. Sonra diğerleri gelir, tebrikte bulunurlar. Dede baba da görevine başlar. Şartlar böyle olmadı. Orada zabıt tutulurken, yanlışlıklar yapıldı. Bir daha da toplanılmadı. Olmadı yani. Bu arada 3 oy almış olan birisi, Ercan Bey kalktı, “Ben dede babayım” dedi, ona biat edilmedi.

Sonrasında Ali Haydar Ercan'ı Dedebaba olarak kabul etmeyen Haliefebabalar (kaç kişi olduklarıyla ilgili bilgi yok) Hacıbektaş'ta bir araya gelerek, Mustafa Eke'yi Dedebaba seçerler ve Teoman Güre Halifebaba'da, Mustafa Eke'yi Dedebaba olarak kabul eder. Teoman Güre yine Ayhan Aydın'a vermiş olduğu röportajda bu olayı da şöyle anlatıyor,

Daha sonra toplanılmak üzere,  bu geçersiz sayıldı. Sonra Ankara’da, benim büromda toplanıldı. Halife babalar geldiler ve dede baba seçimi yapılabilmesi için, Hacı Bektaş’ta toplanılmasına karar verildi. Ekimin 15’inde, toplantı yapıldığında, bir inşaat işim vardı, toplantıya katılamadım. Toplantının sonucu bana bildirildi. “Mustafa Eke dede baba seçildi, sen ne dersin?” denildi. Ben de seçimin sonucunu kabul ettim, muhalefette olmadım. Seçim mutlaka uygun yapılmıştır. Dede babalık görevini alacak kişilerde, sen-ben davası yoktur. Birinin başta görünmesi lâzım. Ben, yazılı olarak biatimi bildirdim ve ertesi gün gidip, elini öptüm. Bugün de canlar gördüler, sokakta karşılaşmama rağmen elini öptüm, buraya geldi, kendisini dede baba olarak gördüm. Biat ettim. Cülus merasiminde ben yönlendirdim.

Böylelikle Bektaşilik içinde bir ikiliğin ortaya çıktığını sanırım dip not olarak düşebiliriz.

Mustafa Eke Dedebaba'nın  2019 yılında Hakk'a yürümesinin ardından ikilik devam etti ve Mustafa Eke ekibi de Ali Haydar Ercan'ı Dedebaba olarak kabul etmeyip Ali Saka'yı yeni dedebaba seçti. 1932’de İstanbul’da doğan, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayan, 33. Sınıf Mason olduğunu gizlemeyen, aynı zamanda Ankara'daki Gaziler Dergahı Postnişinliğini de yürüten Teoman Güre Halifebaba 8 Aralık 2009'da Hakk'a yürüdü ve 9 Aralık 2009'da Hacıbektaş'ta sırlandı.

Teoman Güre Ceviz Kabuğu Programı Videosu (2 Parça)

&t=2257s

Hanbağı Dergahı, Ali Osmay Güre Baba ve Bektaşi Kimliği

Teoman Güre Halifebaba'nın 2009'da Hakk'a yürümesinin ardından Hanbağı Dergahı, şu an Halifebaba olan Hıdır Baba tarafından Gaziler Dergahı olarak faal tutulmaya çalışıldı. Turgut Koca'dan nasip alarak yola giren ve 1992 yılında babalık mertebesine erişen Ali Osmay Güre Baba, babası Teoman Güre'nin Hakk'a yürümesinin ardından uzunca bir süre Dergaha pek uğramadı. Babası hayattayken de yurtdışında olduğundan, Hacıbektaş'ta pek de tanınmayan, görülmeyen birisi idi. 2016 yılından itibaren Hacıbektaş'a gelerek Hanbağı dergahını tekrar canlandırdı. Nasip verdi dervişler çıkardı, yeni muhipler ve aşıklar edindi. Çoğu Hacıbektaşlı, Teoman Güre Halifebaba'nın bir oğlu olduğunu, 2016 yılından sonra öğrendi.

 

Mustafa Eke Dedebabanın Hakk'a yürümesinden sonra, Ali Saka Dedebaba ve Ali Haydar Ercan Dedebaba'dan hangisine bağlı olduğunu bilmediğimiz Ali Osmay Güre Baba'nın, önümüzdeki günlerde yeni bir yol izleyeceği konuşulanlar arasında. Bakalım bu yol ikiliği daha da mı artıracak yoksa bir birliktelik mi yaratacak bekleyip göreceğiz. 2016 yılından bu yana Hanbağı Dergahı'nın Postnişinliğini yürüten Ali Osmay Güre, kalabalık bir ihvana sahip. Dergahın aşıkları, muhipleri, canları, dervişleri arasında çok sayıda ünlü de bulunmakta. Kadir Doğulu, Neslihan Atagül, Murat Dalkılıç, Sitare Akbaş, Deniz Tansel Öngel bunlardan sadece bazıları. Hacıbektaş halkı bu sanatçıları sokakta Ali Osmay Güre Baba'dan daha fazla görüyor ve hatta bir çoğu ile tanış olmuş durumda. Bektaşiliğe gönül vermiş bu kadar ünlünün nerdeyse her hafta Hacıbektaş'ta olması, halk tarafından bazı beklentilere de sebep oluyor. Çoğu ilçe halkı bu sanatçıların ilçemize çeşitli yatırımlar yapıp istihdama katkı sağlaması yönünde görüş bildirmekte. Bunun dışında Bektaşi ünlülerin Hacıbektaş'ı tanıtım noktasında gereken misyonu yüklenmediğini düşünenlerin sayısı oldukça fazla.

Bu arada Ali Osmay Güre halkın içine çok çıkmayan ve tanınmayan birisi olsa da babasından farklı olarak dergah adına bazı yeniliklere imza atıyor. Örneğin Hacıbektaş'ta yıllardır yapılan Bektaşi Sofraları daha önceleri kapalı ve bir sır içinde uygulanır, yerli halktan katılım neredeyse hiç olmazdı. Şimdilerde dileyen herkesin içerden bir referans katkısıyla, sofrayı tanıması, anlaması, bilgilenmesi için sofraya katılmasına olanak tanınıyor. Tabi bazı özel ritüellerin uygulandığı Bektaşi Sofraları halen kapalı ve sır içinde yürütülüyor. İstanbul Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümünde görevine devam eden ve kendisinin de babası gibi mason olduğu söylenen Prof.Dr. Ali Osmay Güre Baba, çoğu hafta sonunu Hacıbektaş'ta Hanbağı Dergahında geçiriyor. Burada Dergaha çoğu ilçe dışından gelenlerle, sohbetler ve bazı Bektaşi ritüelleri yerine getirildiği söyleniyor. Haber Hacıbektaş Derleyen: Mustafa Sümen

{ "vars": { "account": "G-Y4MMVBM30E" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }