Kültür Sanat

Hacıbektaş ''Güvercin Semahı'' tescillendi

Hacıbektaşlı Arkeolog Taylan Sümer ve Emre Yücel tarafından oluşturulan Güvercin Semahı Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından tescil edildi.

İşte Taylan Sümer'in konuyla ilgili yaptığı açıklama

Yakın zamanda semahlarımız üzerine naçizane bir çalışmayı tamamlamış bulunuyorum. "Güvercin Semahı" isimli çalışmam, 26.11.2024 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından tescil edilmiştir.

“Vilayet- name Manakıb-ı Hünkar Hacı Bektaş Veli” adlı eserde; “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin Batın Aleminden Anadolu Erenlerine Selam Vermesi” rivayeti yer alır. Bu rivayette, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin “Güvercin donu”nda Sulucakarahöyüğe (bugünkü Hacıbektaş) gelmesi anlatılır. Yine aynı eserde; “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin Tapduk Emre’ye Nişan Göstermesi” rivayeti yer alır. Bu rivayette de Tapduk Emre’nin Hünkar Hacı Bektaş Veli’den nasip(kabul edilmek, onaylanmak) aldığı anlatılır. Söz konusu iki rivayetin Semaha uyarlanabileceğini ve uygulanabileceğini düşündüm ve kaynak olarak bu eserden yararlandım. Yaptığım semah literatürü araştırmalarına göre, Güvercin Semahı, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin rivayetlerinin semaha uyarlandığı nadir belki de ilk semah örneği olacak. Bunun yanı sıra bütün Alevi-Bektaşi semahlarında “turna kuşu”nun yaptığı doğal hareketler esas alınarak figürler ortaya çıkarılırken; bahse konu “Güvercin Semahı”nda ilk kez güvercinin yaptığı doğal

hareketler esas alınarak figürler ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte, Güvercin semahı, semah olgusunun çeşitlenmesine katkı sunacağı gibi aynı zamanda Hacıbektaş kültürüne ve Alevi-Bektaşi öğretisine de katkı sağlayacaktır.

Alevi-Bektaşi topluluklarında cem olunarak canların dayanışma ruhunu yükseltip, doğayla/evrenle bir olma halini saz, deyiş ve hareketle temsil eden, aynı zamanda nesillerin sözlü gelenekle bilgi edinmelerini sağlayan ve zaman içerisinde yazıya aktarılan semahlarımız eşitliği, sevgiyi, birliği vurgulayan en önemli kutsal ve kültürel değerlerimizin başında geliyor. Tasavvufta semah; dinsel ve ahlaksal çabalarla insan ruhunun olgunlaşarak çokluktan birliğe, yani Allah’ın birliğine ermek maksadıyla yaptığı bir ibadet. Müzik eşliğinde uygulanan ilk Türk dinsel törenlerin, Şaman inancında M.Ö IV. yüzyılda ortaya çıktığı kabul edilir.

Alevi ve Bektaşiler de ezelden ebede giden yolda, yoklukta varlığın sırrına ermiş olan turnayı da eski Türk inanışının tesiri ile kendi prensipleri içinde değerlendirmişlerdir. Bektaşilere göre turnalar, ilahi aşkla yola giden iman-ikrar sahibi canları, turna katarı da “Ayn-ı Cem”i temsil etmektedir. Turna figürü, âşıktan maşuka, dosttan dosta ve insandan Tanrı’ya mesaj taşıyan kutsal niteliklere sahip bir haberci kimliği almıştır. Üstelik Bektaşi geleneği, turnanın çıkardığı sesi Hz. Ali’nin sesiyle özdeşleştirerek ona öğretisinin merkezinde yer vermiştir.

“Semah, Alevi-Bektaşi Ritüeli” 2010 yılından itibaren UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’nde yer almaktadır.”

Hacıbektaş Semahı, Çoban Baba Semahı (Yatır Semahı), Ali Nur Semahı( Fatma Ana Semahı), Çark Semahı(Pervaz Semahı), Kırklar Semahı, Kırat Semahı, Tokat Semahı, Alaçam Semahı, Altıya Gitmek Semahı, Yeldirme Semahı, Erzincan Semahı, Erkan Semahı, Dem Geldi Semahı, Gençler Semahı, Şiran Semahı, Gönüller Semahı, Ya Hızır Semahı, Nevruz Semahı, Muhammed-Ali Semahı, Hubuyar Semahı, Çorlu Semahı, Kırtıl Semahı, Edirne Semahı, Kars Yöresi Semahı, Seyitgazi Yöresi Semahı ve Turnalar Semahı gibi bölgesine ve yöresine göre semahlar bulunmaktadır.

Yukarıda yazılı olan semahlar, Vilayet-name adlı eserde geçen konuları ele alıp işlememiştir. Güvercin semahı ise bahsettiğim üzere Vilayet-name adlı eserde geçen söz konusu rivayetlere dayanmaktadır. Güvercin semahında Vilayetname'de geçen bölümleri de konu bütünlüğü açısından burada belirttim. Bu arada, Vilayetname adlı eserde geçen "Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin Hırka Dağı'nda Gayb Erenleriyle Buluşması" rivayetinde Hünkarın dağda hırkasını savurup semah döndüğü anlatılmaktadır.

Eser Açıklaması: Güvercin semahı, 8 erkek, 7 kadın olmak üzere toplam 15 semahçı ile dönülmektedir. Güvercin Semahı’nda güvercin (Hacı Bektaş Veli) 1 erkek semahçı tarafından temsil edilir. Bununla birlikte, Hünkar Hacı Bektaş Veli, 13. yüzyılda Anadolu’ya geldiğinde Sulucakarahöyük, Vilayet-name adlı eserde geçtiği üzere yedi (7) haneli (ev) bir köy olarak bilindiği için her bir hane(ev) 1 erkek 1 kadın semahçı olmak üzere bir çift ile temsil edilir. Buna göre, semah dizilişinde 7 çift görülür ve Sulucakarahöyüğün 7 haneli olduğu vurgulanır. Güvercini temsil eden erkek semahçının kıyafetlerinde beyaz renk hakim olur ve güvercinin kanatlarını ifade etmesi(tülek) için kollarında hafif çıkıntılı kısımlar gösterilir. Ayrıca, başında keçeden Elif-i Taç (Pir Tacı/ Hacı Bektaş Veli’nin makam tacı) ile sağ elinin ortasında yeşil renkte bir daire (vücuttaki 'ben'i ifade etmesi için) olur. 7 erkek 7 kadından oluşan semahçılar, Sulucakarahöyük’ün yedi haneli bir köy olduğunu vurguladıkları gibi Vilayet-name adlı eserde geçtiği üzere aynı zamanda o tarihlerde (13.yy.) Anadolu’daki “57 bin Rum Ereni”ni de temsil ederler.

Güvercini temsil eden erkek semahçı haricindeki 7 erkek semahçıdan birisi Hacı Tuğrul’u (Doğan/şahin donunda Hünkar’a karşı giden) temsil eder. Hacı Tuğrul’u canlandıran semahçının kıyafetlerinde kötülüğü, karanlığı ifade etmesi bakımından siyah ya da koyu kahve renkler hakimdir. Bir diğer erkek semahçı, Anadolu’nun gözcüsü Karaca Ahmed’i temsil ederken, diğer bir erkek semahçı da Tapduk Emre’yi temsil eder. Diğer bir erkek semahçı da Sarı İsmail’i temsil eder. 7 kadın semahçıdan birisi ise Fatma Bacı’yı temsil etmektedir. Fatma Bacı’yı temsil eden kadın

semahçının kıyafeti, diğer kadın semahçıların kıyafetlerinden bazı özellikleri ile ayrılmalı (bütün kadınların başında beyaz bir başlık olurken Fatma Bacı’da beyaz başlığın üzerinde yeşil ya da kırmızı renkte bir kuşak vb. şey olur.) başlığının farklı olmasının yanı sıra kıyafeti de Anadolu Türkmen kültürünün yöresel motifleri ile işlenmiş olur. Bütün semahlarda olduğu gibi Güvercin semahında da Ağırlama-Yürütme-Yeldirme bölümleri bulunur. Ancak, Hacı Bektaş Veli’nin Fatma Bacı, Karaca Ahmed, Hacı Tuğrul ve Tapduk Emre’yi canlandıran semahçılar ile olan bölümler için semahta ağırlama-yürütme-yeldirme bölümleri yer yer tekrarlanır. Semah dönüşlerinde sağ elin sürekli yukarıda, sol elin aşağıda olmasına dikkat edilir. Sağ ayağın her semah dönüşünde ve olduğu yerde sergilediği figürlerde önce hareket eden ayak olmasına özen gösterilir. Eller ve ayaklar, müziğin ritmine göre her zaman birbirleriyle uyumlu ve dengelidir. Saz çalmaya başladığında semahçılar, ayaklarını ileri ve yana atarak semaha başlar. Eser Koreografisi: Sazcı, saz çalmaya başlar. Güvercini (Hacı Bektaş Veli) temsil eden erkek semahçı, semahçılardan (14 semahçı) ayrı bir yerde durur. Semahçılar (Rum Erenleri) halka (daire)halinde birer çift olarak bir arada dururlar ve niyazlaşırlar. Sonra ellerini, kollarını yana doğru açarlar ve hafif hareketler yaparlar. Halka yavaşça açılır ve bir kadın semahçı (Fatma Bacı) hareketlenerek merkezde olacak vaziyette hafif öne doğru çıkar. Bu sırada, erkek semahçı (Hacı Bektaş Veli) hu (derviş selamı)diyerek sağ eli ve başıyla selam verir, alır ( 3 kez tekrarlanır). Kadın semahçı (Fatma Bacı) sağ eli ve başıyla Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin selamını alıp, veren (3 kez tekrarlanır) sağ elini kalbine götüren, başıyla selam veren, ayakları hafif hareket eden figürler sergiler. (Rivayette, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu'ya gelişi Fatma Bacı’ya malum olur). “Şöyle anlatılır: Ariflerin kutbu, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri, Anadolu’ya yaklaşınca mana aleminden Anadolu erenlerine selam verip “Allah’ın selamı üzerinize olsun. Anadolu’da olan erenler ve kardeşler.” Dedi. O zamanlar orada elli yedi bin eren vardı. Karac Ahmed de onların gözcüleri idi. Hz. Hünkar’ın selam verdiği Fatma Bacı’ya malum oldu. Fatma Bacı ayağa kalktı. Hünkar varlığına doğru yönelip, elini göğsüne koydu üç kere “ Allah’ın selamı senin de üzerine olsun.” Deyip yerine oturdu. O mecliste hazır bulunan Erenler, Fatma Bacı’nın selamını alıp tekrar oturduğunu görünce “Kimin selamını aldın? Diye sordular. Fatma Bacı, “Anadolu’ya bir er geldi, siz Erenlere selam verdi. Onun selamını aldık” dedi. Semahçılardan ayrı bir yerde tek başına duran erkek semahçı (Hacı Bektaş Veli) hu hu hu diyerek güvercinin kanat çırpışı figürlerini elleri,kollarıyla yapmaya başlar ve hareketlerinde yeni yurduna kavuşmanın, orayı şenlendirecek olmanın kararlı ifadeleri olur. (Hünkar Hacı Bektaş Veli, güvercin donunda Türkistan’dan Anadolu’ya Sulucakarahöyüğe geliyor). Hünkarın gelişini duydukları için Semahçılar (14 semahçı) erkek semahçının karşısında sanki bir duvar örer gibi figürler(yan yana dizilip, eller arkadan birbirine kenetlenmiş vaziyettedir) sergilerler. Erkek semahçı (Hacı Bektaş Veli) semahçıların oluşturduğu duvarı (Bu arada Semahçılar da geçit vermemek için direnç gösteren figürler sergiler) aşan ellerini, kollarını yerden havaya doğru sıkça kaldıran figürler yapar ve sonunda onları aşar. Burada, 14 semahçı Rum Erenlerini yani Anadolu’nun yerli halkını temsil ettikleri için konumlarının bozulmasını istemediklerinden Hacı Bektaş Veli’ye önce uzak dururlar. “Sonra Erenler “Kendisi nereli ve şu an nereden geliyor? Dediler. “Horasan diyarından ama Beytu’llah tarafından gelmekte.” Dedi. O Erenler “Şimdi bir tedbir düşünelim ve onun Anadolu’ya girmesine engel olalım. Zira Anadolu halkını kendisine muhip buraları zapt eder. Bize yer kalmaz” dediler. Bunun üzerine velayet kanatlarıyla birbirine tutuşup Anadolu sınırını arza değin bağladılar(kapadılar). Hz. Hünkar, Anadolu sınırlarına gelince yolunu

kapadıklarını gördü. Mana aleminden velayetle arşın tavanına erişti. Melekler nurdan kubbe-i elif ile (onu) karşıladılar. “Merhaba, safa geldin, ey Resul evladı.” Dediler. Sonra Hünkar, bir güvercin donunda (şeklinde) uçup Sulucakaraöyük’te (bugünkü Hacıbektaş) bir taş üzerine indi.” Semahçılar, yedi haneli evi temsilen birer çift olacak şekilde vaziyet alırlar ve elleri, kolları ile figürler sergilerler. Bu arada erkek semahçı (Hacı Bektaş Veli) ayrı bir yerde ulu bir ifade ile

durur. Semahçılar içinden erkek bir semahçı (Karaca Ahmed) hafif hareketler yaparak semahçıların arasından ayrılıp sanki bir şey arıyormuş, birisine bakıyormuş gibi erkek semahçının (Hacı Bektaş Veli) biraz uzağında belirir ve elleri kolları ile hafif salınan figürler

sergiler. Sonra semahçıların olduğu yere, yerine geri döner. semahçılar içinden erkek bir semahçı (Hacı Tuğrul doğan(şahin) donunda kötü olanı temsil etmektedir.) semahçıların arasından ayrılıp şiddetli ve sert el kol hareketleri (Hacı Bektaş Veli’yi öldürmek için) yaparak erkek semahçının (Hacı Bektaş Veli) karşısında ve oldukça yakınında belirir. Bu esnada, erkek semahçının (Hacı Bektaş Veli) güvercinin kanat çırpışını andıran figürleri o kadar hızlı, o kadar

hayranlık verici olur ki doğan kuşunu temsil eden erkek semahçı (Hacı Tuğrul) onun karşısında şaşkınlık ve ürpermiş halde elleri kolları çok hafif figürler sergilemeye başlar. Sonra erkek semahçı (Hacı Tuğrul), erkek semahçının (Hacı Bektaş Veli) karşısında mahcup halde af dileyen figürler sergilemeye başlar, bir süre sonra da semahçıların olduğu yere, yerine geri döner. Bu sırada erkek semahçı (Hacı Bektaş Veli) kendi etrafında yavaş hareketler sergileyerek hu hu hu diyerek semah dönerken, semahçılar da kendi etraflarında çok yavaş hareketlerle sağ elleri yukarı da avuç içleri içe dönük sol elleri aşağıda avuç içleri içe dönük olarak hafif dönmeye başlar. “Anadolu Erenlerinin üzerine büyük bir korku düştü. Anadolu’ya bir erin geldiğini anladılar. “Anadolu’ya girdi, yolunu bağlayamadık.” Dediler. Karaca Ahmed’e “Sen gözcüsün bir

bakalım. O er Anadolu’ya girdi mi? Nerededir?” dediler. Karaca Ahmed de bir müddet manevi aleme dalarak bir saat sonra başını kaldırdı: “Her tarafa göz attım. Her yaratılmış kendi çiftiyle. Fakat Suluca Karahöyük’ün üzerinde bir gökçe güvercin oturmakta, geldiyse O’dur.” Zira ona baktığımda üzerime korku düştü. Ondan başkası değildir” dedi. Birisi olsa da doğan şekline girip oturduğu yerde onu avlasa.” Dediler. Meğer Hacı Tuğrul adında bir er vardı. Ayağa kalkıp, “Himmet edin oturduğu yerde onu avlayıp size getireyim.” Dedi. “Kuvvetin artsın” dediler. Hacı Tuğrul, hemen o an doğan şekline girip havaya uçtu. Etrafa baktı. Bir gökçe güvercinin Suluca Karahöyük’ün üzerinde oturduğunu gördü. İçinden “Odur” deyip hemen pençesini açtı. Havadan hızla Hz. Hünkar’ın

üzerine indi. Hünkar ululuğu hemen silkinip insan şekline girdi. O doğanı inerken yakalayıp öyle kuvvetle sıktı ki aklı başından gitti. Bir zaman sonra aklı başından gitti. Bir zaman sonra aklı başına geldi. Gözünü açınca, Hünkar varlığının karşısında oturduğunu gördü. Derhal yerinden kalkıp peymançeye durdu. “Kötülük bizden, bağışlamak erenlerden, eksiklik ettik” deyip özür ve bağışlama diledi. Elinin öpüp, ayağına kapandı. Başlığını çıkarıp önüne koydu.

Geri çekilip durdu. Hünkar varlığı “, er erin üzerine öyle gelmez. Siz bize zalim şeklinde geldiniz. biz size mazlum şeklinde geldik. Eğer güvercinden daha mazlum bir şekil olsaydı, biz o şekilde gelirdik.” Diye buyurdu. Sonra Semahçılar, semah dönerken tedirgin ve ürkmüş vaziyette figürler sergilerler ve güvercini temsil eden erkek semahçıya (Hacı Bektaş Veli) bir müddet uzak duran figürlerde

bulunmaya devam ederler. (Rivayette, Hünkar Hacı Bektaş Veli, Rum erenlerini davet etmesine rağmen onlar gelmiyor. Hünkar, bunun üzerine onların çerağlarını söndürüyor, postlarını altlarından çekiyor.) Bir süre sonra, semahçılar sıra sıra birer çift olarak erkek semahçının (Hünkar Hacı Bektaş Veli) karşısına (huzuruna) gelirler, hu diyerek selam verip selam alırlar. “ O zaman Hacı Tuğrul “Sultanım bizim neslimizden ne kadar erkek ve dişi sorulursa size

adağımız olsun” dedi. Ondan sonra Hz. Hünkar “Kalk şimdi o geldiğin yere git. Anadolu erenlerine bizden selam söyle gelsinler. Yüzlerini görüp nefeslerini duyalım. Sen de yine onlarla yanımıza gel.” Dedi. Hacı Tuğrul, kalkıp Rum erenlerinin yanına vardı, durumu anlattı. “Elli yedi bin Rum ereni, ne diye ayağına gidecek mişiz!” dediler, sözünü tutmadılar. O söze uymayıp herkes makamına döndü. Bu hal, Hz. Hünkar’a malum oldu. Oturduğu yerden herkesin

çerağlarını bir kere üfleyip söndürdü. Üç gün üç gece çerağlarını yakamadılar. Bu işaretten başka Hünkar varlığı mübarek parmağıyla işaret etti. Hepsinin seccadeleri altlarından kayboldu. Bu durumun üzerine hepsi toplanıp görüş ve düşüncelerini bildirdiler. “Bu işaretler, o erin oyunudur. Bizi davet etti. Reddettik, davete gitmek gerekliydi.” Dediler. Hepsi anlaşıp Hz. Hünkar’ın huzuruna geldiler. Seccadelerinin düzenli bir şekilde Hünkar varlığının önünde

döşeli olduğunu ve yine o düzen üzere oturup toplandılar. Hepsi hep birden özür dileyip, yalvarıp peymançeye durdular. “Erin sözünü hemencecik yerine getirmedik, eksiklik ettik. Kötülük bizden, bağışlamak erenlerden” dediler. Sonra seccadeleri üzerine oturup, sohbet ettiler. Bu kadar işaretlerden sonra Rum erenleri ayağa kalkıp, makamlarına gitmek için izin istediler. Hz. Hünkar, o erenlerin her birine bir nasip verdi. Sonra Anadolu Erenleri gitmek

için izin alıp, her biri tekrar el öpüp, kendi makamlarına gittiler.”

Erkek semahçının (Hünkar Hacı Bektaş Veli) karşısına (huzuruna) en son erkek bir semahçı (Tapduk Emre) gelir. Bir erkek semahçı(Sarı İsmail), Tapduk Emre’yi canlandıran semahçının yanına selamlama figürleri yaparak varır ve onu Hünkarı canlandıran semahçıya götürür. Ve onun karşısında sağ eliyle bir perdeyi aralar gibi figürler sergiler. Sonra karşılıklı 3 kez hu diyerek selam alıp verme figürleri yapılırken en son figürde erkek semahçı (Hacı Bektaş Veli)

diğer erkek semahçılara değil sadece bir erkek semahçıya (Tapduk Emre) sağ elini açar ve avucunun içindeki yeşil ben’i gösterir.

Sonra erkek semahçı (Tapduk Emre) mahcup olmuş bir ifade takınır ve af dileyen figürler sergileyerek: “Tapduk Hünkarım! Tapduk Hünkarım!Tapduk Hünkarım!” der. Bu esnada, erkek semahçı (Hacı Bektaş Veli) onu affeden figürler sergiler. Sonra erkek semahçı (Tapduk Emre) diğer semahçıların olduğu yere, yerine geri döner.

“Anlatırlar: O zamanda Anadolu Erenlerinden kuvvetli bir velayet eri vardı. Adı (Tapduk) Emre idi. (O Erenler), Hünkar’ın huzuruna gelmeye niyet ettikleri zaman O’na da “Hacı Bektaş Hünkar’ın yanına gidiyoruz, sen de bizimle gel” diye teklif edip davet ettiler. Emre, “Dost divanında bütün erenlere nasipleri pay edildiği zaman Hacı Bektaş Hünkar adlı kimseyi görmedik” dedi. Emre’nin bu sözünü Hz. Hünkar’a bildirdiler. Bu husus, Hünkar varlığına

malum olmuştu. Sarı İsmail’i gönderip, Emre’yi yanına getirtti. “Ey Emre, dost meclisinde nasip pay eden elde ne (gibi) bir iz vardı.” Dedi. Emre, “Yeşil perde arkasından bir el çıkıp,

herkese nasip paylaştırdı. O elin ortasında latif, nurani yeşil bir ben vardı. Şimdi yine o eli görsem bilirim” dedi. Hz. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, mübarek elini açıp Emre’ye gösterdi. Emre, Hünkar’ın avucuna

baktı, o söylenen ben, Hünkar varlığının mübarek avucunda mevcut idi. Üç kere “Tapduk Hünkarım, Tapduk” deyip ikrar etti(doğrulayıp kabul etti). Sonra adı “Tapduk Emre” oldu. Hünkar’ın önüne başlığını indirdi.” Semahçılar (14 semahçı) yavaş hareketler yaparak erkek semahçının (Hacı Bektaş Veli) karşısında 3 kez hu diyerek selam verip, alırlar ve onun etrafında halka vaziyetinde olurlar ve

hafif el, kol figürleri sergilerler. Önce erkek semahçı (Hacı Bektaş Veli) hu hu hu diyerek güvercin kanat çırpışlarını andıran figürler yapmaya başlayarak kendi etrafında dönmeye başlar. Sonra diğer semahçılar ( 14 semahçı) hu hu hu diyerek erkek semahçının (Hacı Bektaş Veli) etrafında güvercinin kanat çırpışlarını andıran figürler yaparak dönmeye eşlik ederler. Semah bitişinde semahçılar, oldukları yerde sağ ayak başparmağı sol ayak başparmağı üzerine,

sağ el sol el üzerine göğüs hizasında bağlanmış yani mühürlenmiş şekilde hep bir ağızdan: “Ya Hünkar Hacı Bektaş Veli! Gerçeğin Demine Hü” derler. Hünkar Hacı Bektaş Veli’ de kollarını

havaya kaldırmış ve başı yukarıya bakar vaziyettedir.(bu şekilde gönlünü açarak tüm insanlığı kucaklaması vurgulanır.)

Güvercin Semahı üzerine Emre Yücel'de bir eser yazmış bulunuyor. Güvercin semahı deyişi 27.12.2024 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından tescil edilmiş bulunmaktadır.

Söz konusu çalışmanın hayata geçirilmesi için semah üzerine uzun yıllar emek vermiş olan Harun Kayacı'da yardımcı olacaktır. Katkı sunmak isteyen semah üzerine bilgisi olanların desteğini ve emeğini de her zaman görmek ve almak isterim.

Naçizane bu çalışmayla kültürümüze bir yılbaşı hediyesi vermek istedik

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

{ "vars": { "account": "G-Y4MMVBM30E" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }